En zoru sadece güne her gözünü açıtğında 'Nefes alabilmek her şeye rağmen'. Sadece istediklerimizi yaşayamıyoruz hayatlarımızda. Hep mutlu olamıyoruz ne yazık ki. Ama hep ağlamıyoruz da. İşte bu yüzden 'Her sabah uyandığında derin bir nefes al' ki her gün yeni güne uyandığını unutma. Biz göz kırpma bir sonrakini takip ederken düşünmemek gereken geçeni. Her saniye, her salise bırakmak için sebepler yaşıyoruz - yaşıyorlar. Ya olan her şeyde en ufağından en büyüğüne bıraksaydık kendimizi. Bıraksaydık ve mahfetseydik mahfolmuş hayatlarımızı. Daha mı iyi olurdu bizim için? En zoru nu yapmak aslında daha kolay değil mi? İronisi burda başlamıyor mu zaten hayatın? En zoru 'Nefes almak için her şeye rağmen'. En zorunu yaptıktan sonra hayatımızı yaşanır kılmak için en azından bir çaba sarfetmiş oluruz asilce, tıpkı bir korkak gibi kaçmak yerine. Durup sadece derin bir nefes alıp Nietzsche' den bir alıntı yaparak -Beni öldürmeyen her şey beni güçlendirir.- neden devam etmiyoruz ki? Sadece durup bir nefes alıp..
Nietzsche' den devam etmek gerekir bazen - Hayat, kendisini alt edenindir- yani kaybedenin değil. Yapabilmeli en zoru kolayca. Her şeye rağmen, nefes alabilmek her şeye rağmen.
25 Nisan 2012 Çarşamba
5 Nisan 2012 Perşembe
Ah Be Adam
730 gün... 17520 saat... 1051200 dakika...
İnsan hayatında kim bilir neler değişti bu zaman içerisinde. Ne hüzünler doldu kalpler, ne sevinçler. Benimse...
Kızıcaksın biliyorum ama çok tökezledim be adam. Çok yalnızlığa ittim kendimi. Dururum tek başıma dedim. Denedim. Yalnızlık daha iyi gelir dedim. Sonuçta herkes bi zaman gitmeyecek mi? Sen gitmedin mi? Neden uzatayım ki dedim. Öyle de yapamadım. Sen derdin hep; 'İnsan dostsuz yaşayamaz diye.' olmuyormuş be adam. Ama bazen dayanamadım. Ne kadar acı, çok fazla düştüm çünkü. Çok uzun zaman oldu be adam. Çok uzun zamanlar daha olacak. Biliyorum. Alışamıyorum. Korkuyorum...
730 gün... 17520 saat... 1051200 dakika...
Alsaydım bir kere zamanı geri. Tam o saate. Tam da sen kapamadan gözlerini.
İnsan hayatında kim bilir neler değişti bu zaman içerisinde. Ne hüzünler doldu kalpler, ne sevinçler. Benimse...
Kızıcaksın biliyorum ama çok tökezledim be adam. Çok yalnızlığa ittim kendimi. Dururum tek başıma dedim. Denedim. Yalnızlık daha iyi gelir dedim. Sonuçta herkes bi zaman gitmeyecek mi? Sen gitmedin mi? Neden uzatayım ki dedim. Öyle de yapamadım. Sen derdin hep; 'İnsan dostsuz yaşayamaz diye.' olmuyormuş be adam. Ama bazen dayanamadım. Ne kadar acı, çok fazla düştüm çünkü. Çok uzun zaman oldu be adam. Çok uzun zamanlar daha olacak. Biliyorum. Alışamıyorum. Korkuyorum...
730 gün... 17520 saat... 1051200 dakika...
Alsaydım bir kere zamanı geri. Tam o saate. Tam da sen kapamadan gözlerini.
2 Nisan 2012 Pazartesi
Ufak Bir Hikaye
Kapat gözlerinide sana bir hikaye anlatayım. Hayal dünyanıda açmayı unutma sakın.
Çok eskiden hemde çok eskiden bir duygu varmış. İnsanların ruhlarına kadar işleyen, nefeslerini kesecek kadar güçlü bir duygu. Eskiden diyorum çünkü artık insanlar o duygudan korkar olmuş. Çok eski olmasının sebebi o, bahaneler üretilmiş üzerine. İşte o korkulan duygu o kadar kuvvetli çıktı ki zamanı geldi insanlar o duygu için canını verdiler şimdiki korkakların aksine. Ne kadar tuhaf dimi. Hah. Zamanında insanların gözlerinin içinin gülmesini sağlayan o duygu korkulur olmuş zamanla. Suç onlarda da değil aslında, insanoğlu bu ürkek yaratık. Ezilmekten korkuyor, kaldıramamaktan. Haklılarda aslında gerçekten yaşayamadıktan sonra korkmak en kolay çözüm değil mi? Çok ama çok eskiden bir duygu varmış. İnsanlar karşılıksız beslemişler içlerinde bunu. Sadece bu duyguyu kaybetmemek için efsane bile olmuşlar. Bu duygu için savaşlar çıkmış, insanlar öldürülmüş. Aslında bakıyorumda şimdikilerin korkması doğal, ölemez çünkü. En azından bazıları tabi. Çok eskiden bir duygu varmış, sabah uyanma, akşam uyuyamama sebebi olmuş, kalbinin anlamlı atmasını sağlamış insanların. Çok eskidenmiş bu duygu artık herkes tarafından yaşanılamaz olmuş.
Sana bir hikaye anlatmak istiyorum. Tut ellerimi sadece ve gözlerime bak. Ama bu sefer derinlere bak. Bu hikaye derinlerde bir yerlerde hala gerçekmiş çünkü.
Çok eskiden hemde çok eskiden bir duygu varmış. İnsanların ruhlarına kadar işleyen, nefeslerini kesecek kadar güçlü bir duygu. Eskiden diyorum çünkü artık insanlar o duygudan korkar olmuş. Çok eski olmasının sebebi o, bahaneler üretilmiş üzerine. İşte o korkulan duygu o kadar kuvvetli çıktı ki zamanı geldi insanlar o duygu için canını verdiler şimdiki korkakların aksine. Ne kadar tuhaf dimi. Hah. Zamanında insanların gözlerinin içinin gülmesini sağlayan o duygu korkulur olmuş zamanla. Suç onlarda da değil aslında, insanoğlu bu ürkek yaratık. Ezilmekten korkuyor, kaldıramamaktan. Haklılarda aslında gerçekten yaşayamadıktan sonra korkmak en kolay çözüm değil mi? Çok ama çok eskiden bir duygu varmış. İnsanlar karşılıksız beslemişler içlerinde bunu. Sadece bu duyguyu kaybetmemek için efsane bile olmuşlar. Bu duygu için savaşlar çıkmış, insanlar öldürülmüş. Aslında bakıyorumda şimdikilerin korkması doğal, ölemez çünkü. En azından bazıları tabi. Çok eskiden bir duygu varmış, sabah uyanma, akşam uyuyamama sebebi olmuş, kalbinin anlamlı atmasını sağlamış insanların. Çok eskidenmiş bu duygu artık herkes tarafından yaşanılamaz olmuş.
Sana bir hikaye anlatmak istiyorum. Tut ellerimi sadece ve gözlerime bak. Ama bu sefer derinlere bak. Bu hikaye derinlerde bir yerlerde hala gerçekmiş çünkü.
1 Nisan 2012 Pazar
Çünkü...
Kızgınım sana çünkü, oyuncağımı kırdın. Kızgınım sana çünkü, nefesimi kestin. Kızgınım sana çünkü, elimi tuttun. Kızgınım sana çünkü, bir sürü sebebim var. Çünkü kızacak kadar çok sevdim seni. Kızgınım sana çünkü, güneşimi aldın elimden. Kızgınım çünkü, çünkü kızgınım sana. Neden sebep arayıp duruyorsun? Kızgınım sana. Ellerimi tuttun bu yüzden kızgınım sana. Bir sebep arıyorsan illa, kızgınım sana çünkü, o kadar çok çünküm var ki. Siyahımı geri getirdin, beyazımı aldın çünkü. Evet kızgınım sana. Aslında en çokta kendime kızgınım. Oyuncağımı sana verdiğim için korkmadan. Korkmadan beraber oynayabilelim diye. Evet evet aslında tamamen kendime kızgınım. Oyuncağımın içindeki hayalleri kırdığım için. Sadece kendime...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
