15 Kasım 2014 Cumartesi

Merhaba ben Kevin. Ve bu intihar mektubumun ilk cümlesi...

Merhaba ben Kevin. Ve bu intihar mektubumun ilk cümlesi...
Bazılarına göre korkaklık bu yaptığım bazılarına göre ise büyük cesaret örneği. Bunu açıklarım daha sonra. Şimdi neden burda olduğumdan bahsedeyim azıcık.Ama önce daha önce hiç yapmadığım bir şey yapıp bir sigara yakıcam. Daha önce bi arkadaşım tek bir dal Djaruim Black vermişti. Nasılsa artık kimseyle öpüşmeyeceğim. Yüksek bir yerdeyim aslında. Önümde bir silah, bıçak, ve birkaç farklı ilaç var. Seçeneklerimi gözden geçiriyorum aslında. İnanç sahibi olmadığım için daha kolay bir şey olacaktı intihar benim için. Eğer dindar olsam ben kimdim ki yüce yaratcının verdiği canı ondan izinsiz alıyordum. Diyip korkaklığın arkasına sığınabilirdim aslında. Bende bunun cesaret olduğunu düşünenlerden sanırım. Umarım gideceğim bir yer varsa kimse bana bunun hesabını sormaz.
Bu arada söylemedim ama 25 yaşındayım.
Neden daha önce ya da daha sonra almadım bu kararı diye soracak olabilirsiniz. SİZİ ZERRE İLGİLENDİRMEZ. Sadece anlatmak istediğim için anlatıcam. Sabrettim. Daha ne kadar kaybedebilirim diye. Sabrettim. Direndim. Beni dünyaya getiren iki kişi beni bu lanet bok çukuru içinde bırakıp gitmişlerdi. Sabrettim. Ama artık bıraktım. İlk kez kaybetmişken arka arkaya iki kiş hiç yoktan hayatımı siktiler. Derda ve İsabella’ ydı isimleri. Tamamen benim uydurduğum isimlerdi. Biri bi kitaptan alıntıydı diğeri ise ingilizce yazım kurallarını hiçe sayan.Sonra başka bi kayıp. YETER!. Gerçekten yeter artık. Tek sorun dostlarım kaldı arkada.
Tek tek sayıcam size. Okumazsanız bile umrumda değil. Osbourne, Yahuda, Bellatrix(bu bi erkek), Samuel,Elizabeth(bu da bi erkek), Samantha, Oliver....... İsimler komik değil mi? Sanırım isim uydurmakta kötüyüm. Ayrıca size yalan söyledim hepsini tabiki saymayacaktım. Merhaba ben Kevin.
Sanırm Kevin olmamımın sebebini söylemedim. Tabiki sebebi Kevin Spacey! Hatta bunu ona da okutsun biri.
Uzun yıllar boyunca hayattan zevk almamak zor geliyor bi yerden sonra. Sahip olduğun hiçbir şey seni mutlu etmiyor. Çok boktan. Hep yeni şeyler deniyorsun. Bi yerden sonra yeni vucütlar. Sonra kimseyi sevemediğini farkediyorsun. Kimseye güvenmediğini. Çünkü seni hiçbir zaman bırakmayacağını düşünüdğün insanlar seni bırakıyorsa bu kıçı kırık üç günlük insanlar mı seni bırakmayacak. Tabiki onlarda bırakacak. O zaman neden seveyim ki seni? Sevemedim işte bende. Sevmekten kaçtım. Kolay geldi.
Şimdi düşündüm de peki ya pişman olursam? Yatmak isteyip yatamadığım kadınlar.. Ya hiç görmediğim Louvre müzesi.. Tadına bakmadığım et yemekleri, içkiler. Ya hiç motor sahibi olamadığım için pişman olur muydum acaba..
Seçim yapmak çok zor. Neyle ölmek isterdim buna bile karar veremiyorum. Ya son hangi şarkıyı dinlemek istediğimi sorsalardı. Koskoca Nasa uzaya yayınlayacağı şarkıyı bu kadar zor seçmemiştir sanırım. Ama son kez duyacağım şarkı ne olabilirdi acaba.
Neyse bilmiyorum ve öyle bi şansım yok.
Ama en azından yanıma güzel bir şarap almam iyi olmuştu. İnsanı rahatlatıyor. Sonuçta konuşmam bittikten sonra bu lanet hayata ağzımda mükemmel bir tatla veda etmiş olucam. Kendimi aşağıya bıraksam gecen zamanda ne düşünürüm acaba. İlk seksim olabilir mi acaba. Hayır çok küçüktüm. Ya ilk öldürdüğüm insan. O da kendim olucam. İlk dövmem. Sebebi zaten ölmeme sebep olucak. . Ne kadar trajik. Sanırım neden bu kadar yavaş geçiyor diye düşünürdüm. Ama kendimi boşluktan bırakmak istemiyorum. Bi anda olup bitsin istiyorum her şey.
İsimlerin hayat kadar sahte olduğunu söylemiştim dimi? Sanırım evet.
Tabiki kendimi bıçaklamıyacaktım sadece bir seçenek olsun diye duruyordu önümde. Yıllarca intihara teşebbüs edemeden yaşadım. Korktum. Ama karşıdan karşıya hep yavaş geçtim. Belki birisi hızını alamazda çarpar diye. Ya da bindiğim otobüs kaza yaparda bendekurtulurum diye. Ama hep ya benim dileğim yüzünden başkaları ölürse diye vazgeçtim. Bu yüzden kendimi bıçaklayıp saatlerce burda kanlar içinde yatmayacağım. İlaç. Sanırım o da olmaz. Bu kadar şey neden diye düşünürken sebebini buldum. Çünkü karar BENİMDİ. Ve seçeneklerimi kendim belirledim. Nasıl yaşamak benim seçimimse nasıl öleceğimede ben karar verecektim.
Bu sigara çok cabuk bitiyor.
Sanırım Scorpions’ tan bi parça olurdu. Sonuçta o kadar koluma dövmesini yaptırdım.
Sanatla ilgili bir bölüm mezunu olduğumu söyledim mi?
İnsanın evi gibisi yok lafı tam bir kabustu benim için. Önce yarısı boş olan ev artık tamamen anlamını yitirmişti. Küçükken yatağın altında olduğunu düşündüğümüz yaratıklar evin heryerindeydi. Aaah ne korkunç!. Kaçınız biliyorsunuz acaba insanın evinden korkmasının ne olduğunu. Eve geldiğinde içindeki eksikliğin büyüdüğü kaçınız hissettiniz acaba.. Ben hissettim ve artık dayanamıyorum. Bu daha önce adını salladığım dostlarım ne diyecekler acaba benim arkamdan. Bana aşık olup hiç açılamayan o kız öldüğü duyduğunda ne hissedecek acaba..
Belki olsa bi sigara daha yakardım.
Oturup şarap içerdik deniz kenarında. Bazen bira. Ama sürekli sokak aralarına işemekten bıkkınlık geldiği için şarap daha iyiydi. Çok sarhoş olduk hep beraber. Sabahlara kadar deliler gibi eğlendik. Çok fazla güneşi beraber doğurduk. Çok sancılıydı be. Bazen ağladık. Hep gülmüyorduk ya. Sonra hiç böyle dostlar edinemedim. Allaşkına gerek mi vardı sanki. Elindekiyle yetin. Değerini bil. Bi tepsi midye ve sonrasındaki 3 gün bozulmuş mideleri unutmayacağım.
Neden ölmek istiyorum anladınız mı acaba? Yoksa hala korkak biri olduğumu mu düşünüyorsunuz? Bu soruların sanırım yanıtsız kalacak benim için.
Elimde Vien’ den gelmiş bi anahtarlık var. Hiç gitmedim Vien’ e. Neden o Erasmus’ a hiç başvurmadım ki! Ahh kafam. En azından sahne almıştım. İnsanlarla birlikte şarkılar çalıp söylemiştik. Ben daha çok çalıyordum tabi. Sokakta yaralı bi kedi kurtardım. Evimi açtık başka bi kediye ve köpeğe. Hiçbir dilenciye sadaka vermedim. Yerde gördüğüm bi çöpü aldım. Tanımadığım birine yardım ettim. Ama otostopla uzun yolculuk yapmadım.. Gay taklidi yaptım.  Ağaç diktim. İyiki bunu yapmışım.
Still Loving You olurdu o parça. Zaten tahmin etmiştiniz.
Sanırım zaman bazen gerçekten duruyor. Ya hiç hayatta olmasaydım. Annemin daha önce doğurdu çocuk yaşasaydı acaba o intihar eder miydi? Peki dostlar affeder miydi? Gerçekten bir gün güneş hiç doğmayacak mı? Uzatıyorum itiraf edeyim son kez güneşin doğuşunu görmek istiyorum. O yüzden geldim buraya. Yoksa uçurumdan atlayıp ölmek gibi bir niyetim yok. Son kez nefes alırken güneşi hissetmek istedim. Benim için son binlerce insan için ilk olacaktı. O anı bekledim. Biraz uzatıyorum. Gökyüzü o muhteşem turunculuğunu aldı zaten biraz daha sabredin. Şu zamana kadar çok saçmalığınıza katlandım sizin. Dinleyin beni. Az kaldı söz veriyorum bir daha konuşmayacağım.
İnsanlar ben öldükten sonra uzaya giderse buna gerçekten üzülürüm.
Belki kaybettiklerime gitmek için çıkıyorum bu yola. Sadece ben varken bi anlamı yok. Ben olmazsam acı da yok. Ben olmazsam kaybettiğim hiçbir şey yok. Ben yoksam sizde yoksunuz. Tek başıma burda oturmuş mükemmel bir tabloyu izliyorum. Şuanda da siz yoksunuz. Ama acı var. Bitmesi gereken bir acı var. Korkak değildim. Güçsüzde değildim. Ama artık istemiyordum. Kararlıydım. Güneş doğuyordu. İçimde hiçbir sevgi kırıntısı yoktu. Kararlıydım. Ruhum beni çoktan terk etmişti. KARARLIYDIM. Güneşi hissediyorum. Son kez bana dokunduğunu hissediyorum..
Hayat benimdi ve bu trajedi de tiyatroda olduğu gibi hiçbir ölüm seyirci karşısında gösterilemezdi. Güneş buna şahit olursa herkes görürdü.
Merhaba ben Kevin. Ve bu artık her şeyimin son cümlesi...
(.....)