11 Mayıs 2012 Cuma

Kum Tanesi Gibi

Tamda gel-git'in başladığı andı buraya geldiğim zaman. En sevdiğim doğa olaylarından birinin bana eşlik edeceğini bilmek ayri bir huzur sağlamıştı, onunla beraber olmadan önce. Yakın denemese bile iki tane karabatak vardı ileride cesurca kanatlarını esen rüzgarın siddetine baş kaldırırcasına açmışlardı ve 'İşte burdayız! Elinden gelenin en iyisi bu mu?' dercesine ötüyorlardı. Tamda güneşin sarı olmayı bıraktığı ve kırmızıyla el sıkıştığı andı. Havada deliler gibi birbirine aşık iki kırlangıç kur yaparken. Tamda aradığım aşk kokusu burnumdaydı o an. Son kez bir avuç toprak aldım elime, denize karışmadan önce. Nasılsa öldüğümüzde ya toprak olacaktır karada ya da kendi isteyimle eşsiz denizlerde kum tanesi. Son kez baktığımda doğuyla batıya, güneşe elveda derken aya merhaba. Hep giderken gelirdibir başkası misali hayatı öğretiyorlardı insana. Tıpkı şuan benim yapmak istediğim gibi. Şimdi ben gidicem saniyeler sonra varlığım artık yokluk olacak ama arkamdan başka yokluklar var olacak dünyanın hiçbir şeyden haberi olmadan. Hala her şey aynıydı karabataklar, kırlangıçlar, toprak, deniz ay ve güneş. Hiç kıpırdamamışlardı sanki. Tek fark, saniyeler sonra benim orda olmayacağımdı. Son kez hepsiyle göz göze geldim ve arkamı dönüp herkese elimde ki bir avuç toprakla selam verdim... Bir kum tanesi gibi özgürüm artık..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder